CAM FİLMİ YASAĞI KONUSUNDA SAĞDUYU ÇAĞRISI

DETAYLAR
CAM FİLMİ YASAĞI KONUSUNDA SAĞDUYU ÇAĞRISI

Motorlu Kara Taşıtlarında kullanılan cam filminin kullanımının ve tercihinin gerekçeleri arasında coğrafi iklimsel koşullar, toplumsal olaylar, güvenlik faktörleri, yakıt ekonomisi ve konforlu bir sürüş kalitesinin altını önemle çizmek gerekmektedir.

Konumuz ve gündemimiz toplu halde ulusal güvenliği tehdidin gerekçe gösterilerek, araç imal, tadil ve montaj yönetmeliğine bağlanarak yasallaştırılan cam filmlerinin yasaklanması. Toplumun gerçeklerini ve ihtiyaçlarını mutlaka göz önünde bulundurmak, ihtiyaçlardan yola çıkarak, toplumsal gerçekleri ve halkın gereksinimleri görmek, kısacası uzun uzun düşünüp, en doğru kararı vermenin gerekliliğini düşünmekteyim.

Ülke ekonomisine sağladığı yakıt tasarrufunun kısaca özeti ve formüle edilebilmesi ise son derece kolay bir kuramda yola çıkılarak mümkün olabilir. Klima sistemi araç motor gücünden %10 kayba sahip olurken, klimanın çalıştırılması yakıt tüketimini %15-25 arasında artırdığı bu oranların cam açmak suretiyle serinlenmek kabin için havalandırması sağlanma eğilimi ise yine %20-25 oranında yakıt sarfının artması demektir. Oluşan kabin içi basıncının insan sağlığına tehdidi ve sürüş güvenliğini düşürdüğünü de unutmamak gerekmektedir. Akaryakıt maliyetlerinin yüksekliği ve sürüş güvenliği ile bağladığımız bu pratik hesabın ülke ekonomisine getirdiği yükü, motorlu taşıt kullanıcılarının bütçesindeki ilave ağırlığında altını çizmek gerekmektedir.
İhtiyaç sahibi motorlu taşıt kullanıcılarının, iklimsel şartlar gereği ısıdan, güneşin UV ışınlarından korunmasının sağlıklılığı, kabin içi güvenliği ve cam hasarlarından minimum etkilenmeleri veya yaralanmaları önemli ölçüde azalttığı gerçeği, araç yakıt ekonomisi sağlaması, konforlu bir sürüşü temin etmesi gibi pek çok bilimsel açıklama yapılabilir.

Ayrıca toplumsal bir gerçeğinde gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Araç içi mahremiyet. Aile ve çocuklar açısından da yadsınamaz bir toplumsal gerçeğe sahibiz. Hepimiz anne, baba, kardeşiz. Kendini bilen insanlar kadar toplumda aile hayatının önemi kadar araç içi mahremiyetin de yegâne bir unsur olduğu nettir.
Tüketiciden, bu işi meslek edinmiş girişimcisine, esnafına, çalışanına, ürünü ithal edip ekmeğini buradan çıkaran tüm emektaşlarıma gelince… Şu andaki maliyetlerinin tamamının kendileri açısından zarar olacağını, uygulamayı yapan kardeşlerimizin işlerini kaybedeceği ve ekonomik anlamda araç sahipleri kadar uygulamacıların da mağduriyetinin farkındalığında da olmalıyız. Tüccarın, esnafın, çalışanın üzerinden ekonomik yükün, gelecek kaygısının yadırganmaması gerekmektedir.

İşte güzel bir örnekleme… Bizde taşı altına elimizi koyalım ve empati kuralım. Gerçekten sağlık, güvenlik ve konfor yönlerinden orijinal malzemeleri ülkemize getirip, milli çıkarlarımız doğrultusunda bu ürünleri pazarlayıp, gereken alt yapıdaki tesislerde orijinal film kullanarak doğru ürünlerle hizmet verelim. Yasanın ön gördüğü ışık değerlerini, tonlarını, ışık geçirgenliklerini ithal edip, pazarlayıp, kullanalım ve tüketiciye sunalım.

Araçlar üzerinde cam filmi olmalı mı olmamalı mı? Toplumsal gerçeklerden kaçmak nasıl ki mümkün değilse, bu konuda da toptan yasak getirmek yerine, tolere edici formülasyonlar, kuramlar oluşturmak aslında mümkündür.
Geçmişte verdiğiniz kararları iptal yerine üzerinde çalışılan yönetmelikte, ciddi denetim mekanizmalarının çok kısa sürede kurularak yürürlüğe alınması sağlayabilirsiniz. Revizyon yapılabilir ve yönetmelik uygulanabilir. Bu konuda sektörün emin olun hiçbir itirazı olmayacaktır.

Araçlarının camlarının son derece koyu tonlarda cam filmiyle kaplatan araç sahiplerinin, araçlarında revizyona gidelim ya da tamamen söktürelim. Toplumsal kucaklaşmayla bu işi başarabileceğimizi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren cezai müeyyide uygulamanın, toplumda kabul görmediği, kutuplaşmalara yol açtığı gerçeğinin yanı sıra toplumsal geçim yükünün ağırlığını göz ardı etmeyelim.
Ayrıca daha önce 2918 sayılı KTK’nun 32.maddesinden cezai işlem uygulanıp yargıya intikal eden cezai yaptırımlarla ilgili Yargıtay kararlarını hatırlayalım. Şu an dahi TÜVTÜRK istasyonlarında konunun hafif kusur olarak görüldüğünü ve yasalaşmasına rağmen kısa süre içerisinde binlerce aracın cam filminin hafif kusur olarak tespitlerde raporlandığını göz önüne alalım. Süreci gözden geçirelim…
Araçların, ön camında film kullanım serbestisi yoktu zaten… Yan camlar ve arka camlar için toplumsal gerçekleri göz önüne alalım. Bu alanda kullanılacak oranları tekrar belirleyip, güvenliği ve kabin içi mahremiyetini göz önüne alarak toplum rahatlatabiliriz.

Tadil Yönetmeliğinin yalnızca bireysel otomobilleri kapsamadığını, kamyonet ve otobüs sınıflarının da bu kapsam olduğunu, bireysel, kurumsal, resmi tüm araçlarda uygulamanın denetiminin tam anlamıyla yapılmasının mümkün olamayacağının da altını çizmekte fayda görmekteyim.

Her hâlükârda, TOBFED Türkiye Otomotiv Bakım Dernekleri Federasyonu, konunun hassasiyetinin bilinciyle, konunun denetiminin yüce devletimizde olmak üzere, çok kısa sürede toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, beklenti içerisinde sonucu bekleyen, şu ana kadar cezai yaptırımla karşılaşan, tüm motorlu taşıt kullanıcılarını rahatlatacak bir uzlaşının, sahadaki uygulama proseslerini süreçlerini yüklenebilecek, 81 ilde mevcut il temsilcilikleriyle, 120 Bin KOBİ'siyle, 500 Bin çalışanıyla, tek yürek olarak konunun çözümünde göreve hazır olduğunu belirtmek isterim.

Fatih KANKURDAN
TOBFED Teşkilat Başkan Yardımcısı